Hafta sonunda tarihle doğanın iç içe geçtiği harika rotalar bizi bekliyor Aydın’da. Haydi başlayalım…

 

Priene-Güllübahçe-Milet-Doğanbey-Karina

Sabah ilk durağımız Güllübahçe. Önce Aziz Nikolas, nam-ı diğer Noel Baba’nın kilisesi eşliğinde muazzam bir kahvaltı yaparız. Çeşidi bol, doyumu zor kahvaltının ardından çok uzakta olmayan Priene antik kentine gider, bu güzel turu hep hatırlaman için hediyelik eşyalar alırız. Tarihiyle ve doğasıyla harika olan antik kentimizle ilgili bilgi aldıktan sonra Doğanbey Köyü’ne gideriz. Mimarisi ile büyüleyen bu köyün sokaklarında çekindiğimiz fotoğraflar bu anı ölümsüzleştirir. ölümsüzleşiriz. Ardından Karina’ya götürmek isterim seni. Burada göl kenarında balık yemeden gidilmez üstelik. Harika manzaraya karşı hem karnımızı hem ruhumuzu doyururuz seninle. Öte yandan bu kadar yakınına gelmişken Milet antik kentine gitmek için bir sürü sebebimiz var. Hemen yanı başında koruma altına alınmış doğal alanı görmeni tavsiye ederim çünkü, yolun bittiği yerdir burası. Daha sonra böyle güzel bir gün geçirmiş olmanın tatlı yorgunluğuyla yolcu ederim seni. Senden isteğim gelirken yanında şapka getirmeyi unutma. Özellikle yazın Zira güneş hep tepemizde olacak. :)

 

 

Afrodisias- Yenipazar – Yörük Ali Efe

Atça Gölbaşı’nda tadı damakta kalan bir kahvaltı yapsak mesela, nasıl olur?

Gün boyunca o kadar çok gezeceğiz ki önce enerjini depoladığından emin olmak istiyorum. Sonrasında Afrodisias antik kentine doğru yola çıkacağız seninle. Harika bir antik kent burası. Kentin destansı tarihinden, zengin kültüründen örnekler taşıyan müzesini de görmelisin. Müzeden çıktığımızda emin ol ki öğle yemeği için düşünmeye başlamış olacağız. Minik bir yolculuğun sonunda Yenipazar’a varırız. Burada dillere destan meşhur Yenipazar Pidesi ve köpüğü bol yayık ayranın tadına bakarız. Sonra Yörük Ali Efe’nin, mezarının da içinde olduğu müzeyi gezeceğiz. Gezimiz bittiğinde yeni rotalarda tekrar görüşeceğimizi bilmenin rahatlığıyla yolcu edeceğim seni. O zamana dek hoşçakal.

 

 

Arpaz Kalesi - Arapapıştı Kanyonu - Bozdoğan Kemer

Bozdoğan Kemer Barajı var burada. Daha önce görmüş müydün bilmiyorum. Dağların arasında saklı serap sanki.. İşte kahvaltımızı yapmalıyız dediğim yer tam olarak burası. Kahvaltımızı yaptıktan sonra Arapapıştı Kanyonu’na doğru gidelim. Kanyonda tekne turu da yapabiliriz belki. Ama ne yaparsak yapalım kanyona adım attığımız andan itibaren kanyonun suyunun un özel renginin verdiği muhteşem manzaraya karşı selfiemizi çektikten sonra, sıradaki ziyaret mekânımız olan Arpaz Kalesi’ne geçelim. Kalenin yapısı bey konağını, güvenlik kulesini ya da tahıl ambarını andırıyor. Kale II. Mahmut zamanında Arpazlı Hacı Hasan Bey tarafından yaptırıldığı için onun adıyla anılıyor. Burası için neden özel zaman ayrılması gerektiğini kaleyi gezerken ve hikâyesini dinlerken daha iyi anlıyor insan. Daha sonra seni yeni ufuklara yelken açmanı dileyerek seni uğurlayacağım.

 

 

 

Kirazlı/Ağaçlı-Kuşadası Kadı Kalesi-Güvercinada-Değirmen Zeytinyağı Müzesi

En şirin köylerimizden olan Kirazlı mevkiinde aklına gelebilecek her türlü lezzeti sofralara taşıyan birbirinden otantik mekanlardan birinde köy kahvaltısı yapalım önce. Mekân seçimini gözün kapalı yapabilirsin. Çünkü hepsi gidilesi, oturulası sofralar. Sonra Kuşadası’na doğru yola çıkacağız. İlk olarak en uzak durağımızdan başlayıp Değirmen Zeytinyağı Müzesini gezeceğiz. Burası Türkiye’nin en büyük zeytinyağı müzelerinden biridir. Kutsal kitaplara, efsanelere konu olan zeytinin hikâyesini yerinde öğrenmen için görülmeye değer bulacaksın burayı. Sonra Kuşadası merkeze doğru çevireceğiz rotamızı ve Türkiye’nin uğrak yerleri listesine kazandırılan Kadıkalesi’ne gideceğiz. Burası Anaia Antik Kenti olarak ya da Anaia Liman Kalesi olarak da bilinir. Tarihin tozlu sayfalarına konu olmuş bu kaleyi ziyaretimizden sonra Kuşadası merkezine geçeceğiz. Burada Güvercinada’ya çıkıp eşsiz manzaraya karşı çaylarımızı yudumlayacağız. Ve tekrar görüşmek için can atacağımız yeni gezilerin düşleriyle vedalaşacağız.

 

 

Kavşit Yaylası Kahvaltı-Çine Kuvay-ı Milliye Müzesi-Çine Köftesi-Karpuzlu- Alinda

Sabah kahvaltımızı yapmak üzere oksijenin bolluğuyla başımızı döndürecek olan Kavşit Yaylasına çıkacağız. Burada midemizin bayram ettiği bir kahvaltı yapacağız. Yayladan ayrılmak istemeyeceğimize eminim. Ardından Çine Kuvay-i Milliye Parkı’na gideceğiz, yine parkla aynı adı taşıyan ve Kurtuluş Savaşı’nda toplanma yeri olarak kullanılan Çine Askerlik Şubesi, yeni adıyla Kuva-i Milliye Müzesi’ni ziyaret edeceğiz. Efelerimizin yiğitliklerini, düşmana karşı gösterdikleri destansı kurtuluş mücadelelerini dinleyeceğiz. Peki Çine’nin efsaneleri bunlarla bitecek mi? Tabiki hayır Bir tadanın bir daha tatmak için can attığı o meşhur Çine Köftesi’yle tanışmak için adımlarımızı hızlandıracağız. Sonra Karpuzlu ilçemizdeki Alinda Antik Kenti’ne doğru yola koyulacağız. Bu Antik Çağ kenti, kalıntılarının boyutu ve göz alabildiğine uzanan Karpuzlu Ovası’nın manzarasıyla seni oldukça etkileyecek. Aklından çıkaramayacağın görüntülerle seni yolcu edeceğim, yeni efsanevi rotalara açılmak dileğiyle.

 

 

Latmos-Bafa Gölü-Serçin Didim Apollo

Sabah Bafa Gölü kenarında, cennetten yeryüzüne düşmüş bir manzaraya karşı kahvaltımızı yapacağız. Ardından, Anadolu’nun eşsiz topraklarında bütün gizemi ve heybetiyle batıdan doğuya uzanan Beşparmak Dağları, antik adıyla Latmos, sonraki durağımız olacak. Tarihle doğanın birleştiği mükemmel bir yer olan Latmos’tan sonra her geçen gün yeni ziyaretçilerin uğramadan geçmedikleri Serçin’e gideceğiz. Sonra Ege’nin berrak sularına yaklaşmanın etkisiyle, Didim’e geçeceğiz. Merkezde bulunan görülmeye değer Apollon Tapınağı’nı ziyaret edeceğiz birlikte. Buradayken “efsaneye göre, Tanrı Apollon bir gün Didyma yöresinde çobanlık yapan Brankhos'a rastlar...”gibi cümleleri çokça duyacaksın. Buraya kadar gelmişken biraz serinlemenin vakti geldi deyip dünyaca ünlü Altınkum Plajı’nda deniz, kum, güneş üçlüsüyle buluşacağız. Gökyüzünden çalınmış maviyi kalbinde saklayan denizin eşsiz manzarasında yorgunluk kahvemizi içeceğiz ve kırk yıl hatırda kalması umuduyla seni yolcu edeceğim.

 

 

Sultanhisar/ Nysa - Tarihi Kavaklı Köyü - Köşk Ovacık Yaylası

Sabah seni karşıladığım gibi soluğu Sultanhisar’da alacağız. Adını Nysa Antik Kenti’nden alan mekânda kahvaltımızı yapacağız. Ardından zamanın Nysa Antik Kenti’ni adım adım arşınlayacağız. Sonra tarihi Kavaklı Köyü’ne doğru yola koyuluyoruz. Burada köy pazarını ziyaret edip yöre halkının yetiştirip pazara getirdiği ürünleri, organik olduğunun da bilinciyle al al bitiremeyeceğiz. Aynı zamanda Yörük Ali Efe’nin köyü olan Kavaklı Köyü’nden sonra Köşk Ovacık Yaylası’na çıkacağız. Oksijen oranı çok yüksek olan yaylada soluklanırken keyifli sohbetler edeceğiz seninle. Sonra seni en güzel temennilerimle yolcu edeceğim.

 

 

Magnesia- Ortaklar - Kuşadası

Yol üstündeki farklı rotalardaki onlarca köy üzerinde rahatça bulabileceğiniz leziz kahvaltı sofrasından kalkmayı başarabildiğimizde, ülke turizminde popüler bir ilçe olan Kuşadası’na doğru yol alacağız. Tepeden baktığında, bayraklı plajların denizle kucaklaşmasını, bu güzelliğin içinde sakin yaşamın tadını çıkaran sakinleri göreceksin. Yol seni Güzelçamlı Milli parka götürecek. Burada Dilek Yarımadası’nın harika doğasında, ister bir koyda denize gir, ister, yürüyüşünü yap, harika bir gün geçireceksin. Dönüş yolunda Zeus Mağarası’nı ziyaret ediyoruz. Aydın merkeze dönüş yolumuzda, meşhur Ortaklar Çöp Şişi’yle kendimizi şımartmak için mola veriyoruz ardından yolumuzun üzerinde bizi karşılayan Magnesia Antik Kenti’ni ziyaret edip az zamanda çok yer gördüğümüz gezimizi sonlandırıyoruz. Gez gez bitirilemeyen Aydın’ın yeni yerlerini, yeni tatlarını keşfettiğimiz yeni rotalarda görüşmek umuduyla.